Beyoğlu Çilingir

İstanbulun En nadide ilçelerinden olan dünyaca ünlü Beyoğlu İleçemizin her semti her mahallesi her caddesi ve her sokağına çilingir servisimiz mevcut olup servis süremiz 20 dakikadır maksimum. Motorize çilingir ekibimizle kapıda kalma durumlarınızda en hızlı ulaşım ile siz değerli muşterileirmize kaliteli hizmet sunmaktayız. 7/24 Çilingir Servisi İçin bizi bu 0533 957 6158 numradan arayınız.

Arap Cami Mahallesi Çilingir, Asmalı Mescit Mahallesi Çilingir, Bedrettin Mahallesi Çilingir, Bereketzade Mahallesi Çilingir, Bostan Mahallesi Çilingir, Bülbül Mahallesi Çilingir, Camiikebir Mahallesi Çilingir, Cihangir Mahallesi Çilingir, Çatma Mescit Mahallesi Çilingir, Çukur Mahallesi Çilingir, Emekyemez Mahallesi Çilingir, Evliya Çelebi Mahallesi Çilingir, Fetihtepe Mahallesi Çilingir, Firuzağa Mahallesi Çilingir, Gümüşsuyu Mahallesi Çilingir, Hacıahmet Mahallesi Çilingir, Hacımimi Mahallesi Çilingir, Halıcıoğlu Mahallesi Çilingir, Hüseyinağa Mahallesi Çilingir, İstiklal Mahallesi Çilingir, Kadı Mehmet Mahallesi Çilingir, Kalyoncu Kulluğu Mahallesi Çilingir, Kamer Hatun Mahallesi Çilingir, Kaptanpaşa Mahallesi Çilingir, Katip Mustafa Çelebi Mahallesi Çilingir, Keçeci Piri Mahallesi Çilingir, Kemankeş Karamustafa Paşa Mahallesi Çilingir, Kılıçali Paşa Mahallesi Çilingir, Kocatepe Mahallesi Çilingir, Kulaksız Mahallesi Çilingir, Kuloğlu Mahallesi Çilingir, Küçük Piyale Mahallesi Çilingir, Müeyyedzade Mahallesi Çilingir, Ömer Avni Mahallesi Çilingir, Örnektepe Mahallesi Çilingir, Piri Paşa Mahallesi Çilingir, Piyalepaşa Mahallesi Çilingir, Pürtelaş Hasan Efendi Mahallesi Çilingir, Sururi Mehmet Efendi Mahallesi Çilingir, Sütlüce Mahallesi Çilingir, Şahkulu Mahallesi Çilingir, Şehit Muhtar Mahallesi Çilingir, Tomtom Mahallesi Çilingir, Yahya Kahya Mahallesi Çilingir, Yenişehir Mahallesi Çilingir,

Beyoğlu Tarihinden Bilgiler:

Galata’nın ilk çağlara dek uzanan tarihine karşın, Beyoğlu, 16. yüzyılın ilk yarısında, içinde tek tük yapıların yer aldığı, bağlık bahçelik bir alandı.
Tophane, İstanbul Boğazı ve Üsküdar sahilinin, 19. yüzyıldan kalma görünümü.

Beyoğlu, Galata’dan gelen Hıristiyanlarla yabancıların, elçilikler dolaylarına ve o zamanlar “Grand Rue de Pera” denilen İstiklal Caddesi boyunca yerleşmesiyle Avrupa kenti görünümünde bir yerleşme olarak ortaya çıktı.

Böylece, İstanbul içinde farklı bir topluluk 17. yüzyılda gelişmeye başladı. İlk önceleri, Fransız ve Venedik elçilikleri ile onların çevresinde yerleşmiş Fransisken misyonerleri yerleşmenin çekirdeğini oluşturuyordu. 17. yüzyılın başlarında Galata’yı gösteren bir gravürde surların dışında çok az bina gözükmektedir.

1700’lerde Beyoğlu, bugünkü Tünel-Galatasaray caddesinin iki tarafı ile, bu caddenin yan sokaklarına yayılmıştı. Dörtyol, merkez olmak üzere Beyoğlu gelişmişti. Batısında mezarlıklar ve doğusunda ise elçilikler vardı. 18. yüzyılda yavaş yavaş Avrupa etkisi artmıştır. 18. yüzyıl sonunda, İstiklal Caddesi’nde, yapıların tamamı taş veya tuğla ya da alt katları taş ve üstleri ahşaptır.

18. yüzyılın sonunda İstanbul’a gelen Dallaway, Beyoğlu’nu Galata’nın yazlığı olarak tanımlıyor, yolların düzensiz olduğunu belirtiyor ve bu bölgede Fransız, İngiliz, Hollanda, Venedik, Rusya, İsveç, İspanya, Prusya ve Napolili diplomatların kışlık malikanelerinin bulunduğunu yazmıştır.

Beyoğlu, genel olarak 19. yüzyılda gelişmiştir. Bu gelişmenin nedeni, bu döneme Osmanlı dış ticaretinin daha önceki dönemlerde görülmemiş boyutlarda büyümesi ve ulaşımın gelişmiş olmasıdır. 19. yüzyılda, Osmanlı İmparatorluğu’nun dünya kapitalist sistemi ile bütünleşmesi sonucu, Beyoğlu uluslararası bir ticaret merkezi olmuştur. 19. yüzyılın başında, Beyoğlu, bahçeli evleriyle hala bir banliyö görünümünde idi. Bu yüzyılın ilk yarısında, Beyoğlu ve çevresi henüz tam olarak kentleşmemişti. İkinci yarısında ise Galatasaray ile Taksim arası gelişti. Beyoğlu, artık kapitülasyonların koruması altındaki yabancıların, tüccarların, bankerlerin, armatörlerin ve kozmopolit bir çevreye yerleşmek isteyen zenginlerin Paris modasını taklit ederek yaşadıkları bir yer olmuştur. Yüzyılın sonunda, burada, Paris’in en ünlü sahne oyunlarını aynı zamanda gösteren üç tiyatro vardı. Bu tarihte, modern toplumun gereksinim duyduğu tramvay, gaz, su gibi altyapı hizmetleri sağlanmıştı. Bu kuruluşların işletme ayrıcalıkları çok uzun süreli sözleşmelerle yabancılara ya da azınlık mensuplarına verilmişti. Bu dönemdeki hızlı yapılaşma, Batı’daki örneklerden etkilenmekle birlikte Osmanlı etkisinde de kalmıştır.

20. yüzyılda Beyoğlu’nda Galatasaray ile Taksim arası önem kazandı. Bu alanda hala bahçeli konakların bulunması ve bunların apartmana dönüşmesi olanağı, buranın gelişmesini sağlamıştır. Ayrıca 1913’de ilk elektrikli tramvayın Beyoğlu’nu Şişli’ye bağlaması Galatasaray-Taksim arasını, Tünel-Galatasaray arasına göre daha merkezi bir duruma getirmiş, Beyoğlu’nun en kolay ulaşılabilir ve gözde yeri yapmıştır. Bu dönemde Beyoğlu’nun çevresindeki semtlerde çağdaş binalar yapılmış ve yeni semtler gelişmiştir. 20. Yüzyılın başlarında Beyoğlu’nda da yapılan apartmanların cephelerinde Art Nouveau üslubu uygulanmıştır.

Cumhuriyet Dönemi’nde 1950’lere kadar yabancılardan ve onlar için çalışan azınlıklardan boşalan yerlere, yeni yetişen Türk iş adamları ve Beyoğlu yakasını kentin en çağdaş semti bilen aydın Türkler ilgi gösteriyorlardı. Sinema ve tiyatroları, lokanta ve pastaneleri, sanat galerileri ve mağazalarıyla hala kentin en seçkin semti idi. 1950’lerden sonra, kırsal göç ve hızlı kentleşme sonucu İstanbul’un aşırı büyümesi, yeni semtlerin gelişmesi, eğlence kuruluşlarının, ticaretin ve zengin ailelerin bu yeni gelişen çağdaş alt merkezlere dağılımı ve toplumun kültürel değişimi Beyoğlu’na olan ilgiyi azalttı.

Hala bazı lüks mağazaların İstiklal Caddesi’ni terketmeyişi ve yoğun bir trafik akışı üzerinde oluşu eski kültürel düzeyinde olmasa bile Beyoğlu’nun canlılığını korumasını sağlamaktadır. Bununla birlikte, pek çok bina boş durmakta ya da atölye olarak kullanılmaktadır. Bu özellikler Beyoğlu’nda yavaş yavaş çöküntü alanının ilerlediğini göstermektedir.

Beyoğlu, ilk önceleri bir diplomasi merkezi olarak gelişmiş, fakat daha sonraları yabancı ticaretinin, ekonomik kontrolünün artması ve burada yoğunlaşması sonucu İstanbul’un ticaret merkezi durumuna dönüşmüştür. Ticaretin yanı sıra eğlence, kültür kuruluşlarının da burada yer alması ve konumu, bütün İstanbul’un odak noktası olmasını sağlamıştır.

Bir cevap yazın